Evren Hikayesi

Hogwarts'ın Doğuşu

Asterion evreninin kökenleri; umuttan önceki karanlık, dört kurucunun bir araya gelişi ve Yuvarlak Masa'nın doğuşu.

I

Umuttan Önceki Karanlık

Dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Britanya topraklarında büyü dünyası, yüzyıllardır karşılaşmadığı kadar büyük bir krizle yüzleşmeye başladı. Cadılar ve büyücüler uzun yıllar boyunca insanlardan uzak, kendi toplulukları içerisinde yaşamış; bilgilerini aileden aileye aktararak varlıklarını sürdürmüşlerdi. Ancak bu düzen artık bozulmaya başlamıştı. Büyücü aileleri giderek daha fazla ortaya çıkıyor, istemsiz büyü yapan çocuklar dikkat çekiyor ve insanlar, açıklayamadıkları her olayı büyüyle ilişkilendirerek korkularını öfkeye dönüştürüyordu.

Korkunun büyümesiyle birlikte Britanya'nın birçok bölgesinde cadı avcısı toplulukları ortaya çıktı. Başlangıçta düzensiz gruplardan oluşan bu topluluklar, zamanla birbirleriyle haberleşmeye ve organize hareket etmeye başladılar. Büyücülere ait olduğu düşünülen evleri basıyor, büyülü eşyaları yakıyor, aileleri dağıtıyor ve ele geçirdikleri cadı ya da büyücüleri ibret olması amacıyla halkın önünde idam ediyorlardı. Her geçen ay daha fazla büyücü ailesi yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalıyor, bazıları ise kimliklerini tamamen gizleyerek hayatlarını sürdürmeye çalışıyordu.

İnsanların büyücülere yönelik baskıları arttıkça büyücü toplumu da kendi içine kapanmaya başlamıştı. Bir zamanlar özgürce bilgi paylaşan aileler artık sırlarını yalnızca kendi soyları içerisinde saklıyor, korku nedeniyle yeni nesillere eksik eğitim veriyordu. Deneyimli büyücüler birer birer hayatını kaybettikçe onlara ait büyüler, tılsımlar ve yıllar süren araştırmalar da sonsuza dek unutuluyordu. Her geçen nesilde büyü dünyasının sahip olduğu bilgi biraz daha azalıyor, genç cadı ve büyücüler kendilerinden önce gelenlerin ulaştığı seviyeye erişemeden yetişiyordu. Büyücü toplumu, farkında olmadan kendi mirasını yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştı. Büyülü yaratıklar ise bu değişimi herkesten önce hissederek güvenli yaşam alanlarını terk ediyor ve bilinmeyen bölgelere göç ediyordu.

Bu değişim en çok çocuklarda kendisini gösteriyordu. Eğitim almadan büyümek zorunda kalan genç cadı ve büyücüler, sahip oldukları gücü kontrol edemiyor; korktuklarında ya da öfkelendiklerinde istemeden tehlikeli büyüler gerçekleştiriyorlardı. Bazıları ise büyülerini tamamen bastırdığı için yıllar içinde yeteneklerini kaybetmeye başlıyordu. Büyü artık yalnızca öğretilmeyen bir sanat değil, kontrol edilmediğinde tehlikeye dönüşen bir güç hâline gelmişti.

O yıllarda Britanya'nın en yaşlı kâhinleri birbirlerinden habersiz aynı kehaneti görmeye başladılar. Kehanet kısa fakat oldukça ürkütücüydü:

"Bilgi korunmazsa büyü söner. Güç öğretilmezse kaosa dönüşür. Dört el birleşmezse son ışık da karanlığa gömülür."

Kehanette bahsedilen dört kişinin kim olduğu bilinmiyordu. Ancak büyü dünyasının ileri gelenleri bu sözlerin sıradan bir uyarı olmadığını anlamıştı. Britanya'nın geleceği, henüz yolları kesişmemiş dört büyük büyücünün omuzlarında yükselecekti.